“50 KEDİ HAPSEDİLMEKTEN ÖLDÜ, 1220 KEDİNİN HAYATI TEHLİKEDE”

Böyle bir başlık, herhalde çok daha fazla insanın ilgisini çeker, basında yer alabilirdi durum.

Atların suçu at olmak mı?

Adalar ilçesinde, hayvanların sağlığından sorumlu İlçe Tarım Müdürlüğü rakamlarına göre, Aralık 2019 itibarıyla 1378 at bulunuyordu (kaçak atlardan dolayı gerçek sayı bunun üzerinde olabilir). Aralık 2019’da 105 at ruam gerekçesiyle öldürüldü. (Bu atların gerçekten ruam olduğu şüpheli. Konu hakkındaki bilgileri sitemizde bulabilirsiniz.)

Bu durumda ruam gerekçeli itlafların ardından 23 Aralık’ta sağ olan at sayısı, 1273.

“Atlar ölüyor” diyerek çözümü faytonun kaldırılmasında gösteren aktivist Zülal Kalkandelen, 28 Şubat tarihli yazısında Adalar’da 1225 at olduğunu açıkladı. Aynı gün, İBB tarafından satın alınmış atların üçü daha öldü.

Kısacası, yetkili kurumlar atlara iyi bakıyorlarmış, sorumluluklarını yerine getiriyormuş gibi propaganda yapılsa da, karantina süresince en az 48 atın öldüğünü kendileri de kabul ediyor. Bu zeki, duyarlı, muhteşem canlılardan böyle, birer rakam şeklinde bahsediyoruz. Halbuki hepsinin adları, kendilerine özgü huyları, canları var. Tıpkı kedilerimiz gibi, bizim gibi.

48 atın ruamdan değil, valilik tarafından ilan edilen karantina döneminde hayvanların çok kötü şartlarda tutulmaya zorlanmasından öldüğünü biliyoruz. İtlaflardan sonraki ilk ruam taramasında hiçbir atta ruam olmadığını kendileri açıkladılar. Atların hareketsiz kalmaya bağlı sağlık sorunlarıyla hayatını kaybedeceğini bizler baştan beri söylüyoruz. Bu nedenle ısrarla atların koşabileceği bir alan açılmasını, at uzmanı veterinerlerce denetim yapılmasını istedik. Bu denetimleri yapmaktan sorumlu Adalar İlçe Tarım Müdürlüğü görevini yapmadı. Atları satın alan İBB, onlara çok iyi baktığını açıklayan bir video yayınladı. Videoda konuşan veteriner at uzmanı değil, kedi-köpek veterineridir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin satın aldığı ve önceki durumun aksine artık bakımından doğrudan sorumlu olduğu atlar için, bu atları tuttuğu Büyükada İBB İspark ahırında at veterineri yok.1220 kediyi ya da 1220 köpeği sahiplendirmeye çalıştığınızı düşünün. Mümkün müdür? Olmazsa çare onları “doğal yaşam alanına” bırakmak mıdır?

En az 400 kilo gelen bir atı, sokaktaki bir kediyi eve alır gibi sahiplenebilir miyiz? Bu atların onlara bakan sahipleri vardı zaten. Faytoncular bir gecede mesleksiz bırakılarak atlarını satmaya zorlandı (buna gönüllü olanlar da yok değil elbet). Atını satmak istemeyen, ona kendi imkânıyla elinden geldiğince iyi bakmaya çalışan faytoncular da çeşitli şekillerde atları satmaya zorlanıyor.

Söylemeden edemeyeceğiz, karantina ilanından bu yana atını satmamak için direnen faytoncuların hiçbir atı ölmedi. Heybeliada ve Burgazada’da karantinanın tüm olumsuzluk şartlarına rağmen hiçbir at ölmedi, çünkü sahipleri iyi baktı onlara. Büyükada, Heybeliada ve Burgazada’da atını satmayan ve satmak istemeyenler var.

Eğer bir valilik karantina ilan edip 1273 tane kediyi 3 ay süreyle hapsetmeye karar verse, bu hayvanları bunca zaman hapsetmek onlara ne yapar, demez miydik? Bu hayvanları bu şartlarda nasıl yaşatacaksınız, demez miydik? (Ki kedilerin sağ kalması, atlardan farklı olarak, hareket etmelerine bağlı değil o kadar.)

Herhangi bir belediye 1220 tane kediyi toplamış / toplama niyetinde olsa, ona peki bu hayvanlara nerede, kim bakacak diye sormaz mıydınız? Bu nasıl sürdürülecek demez miydiniz?

Bir atın günlük yem masrafının, kedi veya köpek için alınacak mamadan çok daha maliyetli olduğunu da hatırlatalım. Günde 50 TL yem masrafı var. Buna göre 1220 atın sadece bir günlük yem masrafı 61 bin TL. Bir aylık masraf, 1 milyon 830 bin TL. Sadece yem masrafı. Bu hesapla, atların hareketsizlikten ölmesi epey “ekonomik” oluyor!

Ada atlarının ömrü kimilerinin dediği gibi “3 ay” ya da “2 yıl” değil. Adalarda 20 yaşın üstünde pek çok at var. Bunlar yaşlarından dolayı artık faytona koşulmadığı halde sahiplerince bakılan atlar. Onlar ne olacak?

Atlar konusundaki politikasını onları satın almak üstüne kuran İBB, bu atlara ne kadar zaman bakacak? İBB atları satın alacağını bildirirken, Tarım Bakanlığı da İBB’ye atların yaşayacağı bir yer göstermeyi vaat etmişti. Böyle bir yer hâlâ gösterilmiş değil. İBB bu işe atlara belediye tarafından bakılmak üzere değil, Tarım Bakanlığı’na devredilmek üzere girmişti. Karantina süresince atların sağlığına dair sorumluluklarını üstlenmeyen bakanlık, şimdi de bu konuda açıklama yapmıyor.

Yani, İBB’ye satılanlar ve satılmamış olanlarla toplam 1220 kadar atın nerede, nasıl yaşayacağı hâlâ belirsiz. EN AZ 48 AT, karantinada hapsedilmekten, hareketsizlikten öldü. 1220 atın hayatı tehlikede.

Daha önce İzmir’de Haytap öncülüğündeki kampanya ile İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alınan atlar bugün Ankara’da serum üretiminde kullanılıyor. Adaların atlarının sonu bu olmamalı. Kurumlardan hep birlikte hesap sormaz ve süreci takip etmezsek, iş işten geçtikten sonra yapabileceğimiz, aşağıdaki fotoğrafta gördüğümüz gibi serzenişlerden ibaret…

İstanbul Valiliği, İl ve İlçe Tarım Müdürlükleri ve atları satın almakta olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, atlara nerede, nasıl bakılacağı ve bunun nasıl sürdürüleceği konusunda derhal kamuoyunu bilgilendirmeli.

Basını ve kamuoyunu bir kez daha atların durumunu yansız ve aktif bir şekilde takip etmeye ve gündemde tutmaya davet ediyoruz.

[NOT: Bu sayfada son günlerdeki sessizliğimiz, İdlib’den gelen acı haberlerin ardından, gündemin ağırlığındandı.]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s