Adalar’ın fayton atları da serum imalathanesine mi gönderiliyor?

Emin Mâhir Başdoğan’ın Adalar Postası’nda yayınlanan yazısı (12 Mayıs 2020):

Bir hizmet hayvanı olan at’a yabancılaşmada gelinen son nokta: İzmir fayton atlarından sonra Adalar’ın fayton atları da serum imalathanesine mi gönderiliyor?

Daha geçen yaz bir kısım “duyarlı” (!?) hayvansever, fayton çeken atların zulüm altında öldüğünü iddia ederek ortalığı vâveylâya veriyordu. Neredeyse on senedir devam ettirdikleri kampanya ile görünürde “at’ı korumak” (!?) adına alenen fayton düşmanlığı yapmaya devam ediyorlardı. Garip bir biçimde resmȋ kurumlar ve medya da bu fevkalâde tarafgir ve özünde at-bilmez yorumlara âdeta destek veriyordu. Onlara göre at hayvanının fayton çekmesi neredeyse günah mertebesinde bir gaddarlık idi. Hayatında bir atın yanında beş dakika bile durduğu şüpheli kişiler, faytonlarda çalışan atları “kurtarmak” (!?) için planlar yapıyor, hele bir faytonculuk yasaklansın da sonra atlar “özgürlük”lerine (!?) kavuştuğunda “herşey daha iyi olacak” eyyamcılığında durumlarını idare ediyorlardı.

Sonra Antalya ve İzmir örneklerinde görüldüğü gibi, yeni seçilen belediyeler buralardaki faytonları yasaklayıp atları satın alarak, yeni bir dönemi başlattılar. Artık “özgürleşen” (!?) atlar, fayton’dan “kurtarılmıştı” (!?). Mezkûr belediyeler sayıları hayli kısıtlı olan o atlara bakamadılar. Antalya “sahiplendirme” adı altında atları yok etti. İzmir otuz küsur atı Ankara’ya serum imalatında kullanılmak üzere bir gizli operasyonla göndererek, kendilerini o atlardan kurtardılar…

İzmir’de fayton yasaklanınca atlara ne oldu biliyor musunuz?

Başından beri söylediğimiz üzere at bir hizmet hayvanıdır ve insanla birlikte çalışmaz ise bakımı mümkün değildir. Hem Antalya hem de İzmir örnekleri maalesef bizi haklı çıkardı. Bir taraftan bunlar olurken fayton aleyhtarları hâlâ faytondan alınan atların durumunun iyi olduğunu iddia ediyordu…

İstanbul Adaları’ndaki faytonculuk geçen yaz mevsimini işte bu atmosfer içerisinde geçirdi. Akabinde İstanbul Valiliği’nin keyfȋ bir kararıyla, üç ay süreyle “faytona at bağlama yasağı” eşi emsali daha önce görülmemiş bir şekilde getirildi. Bu fiilȋ olarak Adalar ilçesinin yegâne kanunȋ yolcu taşımacılığını yasaklamak suretiyle ortadan kaldırmak demekti. Bu aynı zamanda 1700 kadar at ve 300 kadar faytonun sahipleri ve sürücüleri ile yemcisinden, seyisine, malzemecisinden nalbantına hatırı sayılır bir grup insanın aileleri ile beraber fiilen işsiz kalması demekti. Bu yasak acımasızca uygulandı ve üç aylık mühlet bittiğinde tekrardan bir üç ay daha uzatıldı. Adalar ilçesinde tatbik edilen atların ahırlarında kapalı kalması yasağı müddetince yüzlerce at bakımsızlık ve hareketsizlikten öldü.

İşte tam bu sırada İstanbul Büyükşehir Belediyesi, fayton arabaları ve atlarını satın almak kararını açıkladı. Gelirleri sıfırlanan faytoncuların büyük bölümü arabalarını ve atlarını İBB’ye sattı. İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Korumak Derneği (İAKTVKD) başta olmak üzere dernek, inisiyatif, çalışma grubu ve fertler bu duruma itiraz edip gerekli hukukȋ süreçleri başlattı. Şu anda İBB’nin elinde sayıları binin üstünde at bulunmaktadır. İBB bu atları sadece faytonculuğu fiilen bitirmek için satın almıştır. Bu atlarla yapacakları herhangi bir şeyleri yoktur. Muhtemelen o nedenle de, para karşılığı aldıkları bu atları bedelsiz bir şekilde vererek “sahiplendirmek” yollarını aramaktadır. Böyle davranmak yanlıştır. Hizmet hayvanı olduğuna itiraz ettikleri, fayton çekmesi karşısında “vicdanlarının rahatsız olduğunu” söyledikleri kayıtlarda bulunan İBB “sahiplendirilecek” atların ne yapılacağını zannediyor ki? Kendisinin bakamadığı atlara “bedavadan sahiplenenlerin” bakacağını mı düşünüyor? At ona göre öyle kafeste kuş gibi bakılan bir şey midir? Bütün bu beyhude çabaların akim kalması neticesinde sahip oldukları atların bakım yükü altında İBB nasıl çıkış yolları arıyor? Atıl vaziyette ve daha düne kadar hareketsiz bağlı duran atların yüzlercesi öldü. Sağlıklı durabilmesi için hareket etmesi ve çalışması şart olan atların ise hayatından endişe ediliyor.

Sahip olduğu at sayısının çokluğuyla yurdumuz atçılığının hiç de hazır olmadığını gördüğümüz büyük oyuncusu rolüne soyunan İBB’ye merakla bakıyoruz. Bu atları ne yapacaklar? Bilmeleri gerekiyor ki bu atçılık camiamız aslında çok küçük. Herkesin uçan kuştan haberi oluyor… Yurdumuz atçılığında bin tane kadar atı sahiplenebilecek bir tane bile “kurum” bulunmamaktadır. Geriye kala kala münferit teşebbüsler kalıyor. Mesela serum imalathanesi… Ankara’daki serum imalathanesi, İzmir’den aldıkları atlardan sonra İBB’den de 50 adet at istemiş. Gönderdikleri veterinerlerle 50 adet atı seçmiş. Bu 50 atın Ankara’ya sevkiyatı an meselesi imiş.

Atların kanı alınıp mikrop enjekte edilerek serum imalatında “kullanılması”na itiraz edilmiyor da faytonda çalışmasına mı karşı geliniyor? Bu mudur at sevgisi?

Gönülsüz sahip İBB’nin elinde atların hayatı belirsizlik ve tehlike içerisindedir. Kamuoyunun bu durumu görmesi ve İBB’nin elindeki atların akibetini takip etmesi faydalı olacaktır.

Emin Mâhir Başdoğan
İAKTVKD At ve Atçılık Yetkilisi

12.5.2020

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s