Yosun Karaca ve atlar: Türüne uygun yaşam hakkı

“Başka bir dünya mümkün” dedi ve kurdu

Alkolüm, sigaram yok; atım var

Gözde Akgüngör Pamuk’un röportajı – 30 Ağustos 2020, Cumhuriyet Pazar Eki[*]

Kim bilir kaç kez şehirden kaçıp doğaya koşma hayali kurdunuz, sonra ev kirası, okul taksidi derken o hayaller biraz ertelendi, sonra biraz daha. Aramızda “Başka bir dünya mümkün” önermesini kanıtlarcasına o hayalleri gerçekleştirenler de oldu. Yosun bunlardan biri. Orman içinde, sandal, çam, menengiç ve meşe ağaçlarıyla çevrili bir çuval evde ailesiyle birlikte yaşıyor.

Yosun’un penceresinden atlar Gaia (önde) ve Ginger. Fotoğraf: Yosun Karaca.

Yosun Karaca, Antalya’da bahçesi, bostanı, ahır ve ahşap kulübesiyle doğanın içinde. Kendi deyişiyle “doğanın diline ve yabanda yaşamın gerekliliklerine” teslim oluyor ve bundan keyif alıyor.

Bu mütevazı hayatı devam ederken, bir yılkı sürüsü görüyor ve olan oluyor. Gelin o ilk karşılaşmayı kendisinden dinleyelim: “Sanırım var olduğum andan beri içimde bir yerlerde gizli olan bir aşk, vadiden devam eden bir dağ yolunda yürürken bir yılkı sürüsüyle karşılaşmamla ortaya çıktı. Yedi ya da sekiz atlık muhteşem bir sürüydü. Sanki ben o sürünün kaybolmuş ya da ayrılmış bir üyesiydim ve kendi sürümle, ailemle karşılaşmış gibi oldum. Sonra hayatıma, insanlarla epey kötü tecrübeleri olmuş ve nihayetinde kesime gidip oradan kurtarılmış bir at çıktı. Ginger, gönüllü çalıştığım çiftliğin sahibi tarafından kurtarılmıştı ama sürüye katılamamıştı, yağmurda, soğukta bekliyordu. Onu eve getirdim.” Önce biri, sonra diğeri; Yosun’un bugün 14 aylık olan Gaia ve 9 yaşındaki Ginger ile hikâyesi böyle başlıyor.

Ağlayarak bitirdiği günler

Yosun, ilk olarak bu vahşi ve hassas hayvanın güvenini kazanmaya çalışıyor. Ama hiç kolay olmuyor. “İlk sekiz ay zordu. Daha önce atlarla ilgili hiçbir tecrübem yok. Ağlayarak bitirdiğim sayısız gün oldu. Atla kurmak istediğim, bana uygun başka bir dil bulmaya çalıştım. Doğru yardımları bulana kadar bir yıla yakın zaman geçti. Göz teması kurmak bile büyük bir mesele. Atlarla yaşamak için epeyce disiplinli olmak gerek. Emek yoğun bir yaşam. Bir hayvanla yaşıyorsan önce onun ihtiyaçlarını karşılarsın. Sonra çocuklar gelir ve kalan her şey bunlardan sonradır” diyor.

Fotoğraf: Yosun Karaca, 2020.

Atlar ahırda kapalı değiller, üç buçuk dönüm içinde serbestçe geziyorlar. “Ben onlara saatinde otlarını vermesem de açlıktan ölmezler ama yine de sorumlu olduğum ve bana en çok ihtiyaç duyan canlılar onlar. Emek olarak yorucu. Kapının önündeki gübreleri temizleyerek başlayan gün, yine aynı şekilde bitiyor” diye anlatıyor.

Atlarla yaşamanın ekonomik bedeli de az değil. İki atın yıllık beslenme ve sağlık giderinin 7 bin TL olduğunu belirten Yosun şöyle diyor: “Bu karşılanmayacak çok yüksek bir bedel değil. Bunun çok daha fazlasını insanlar alkole, sigaraya, kıyafetlere, ihtiyaç duymadıkları büyük lükslere harcıyorlar. Benim de alkolüm, sigaram yok, atım yok. Ama yine de, kendi özelimden söylersem, atları bırakıp başka bir iş yapamıyorum. Yapacağım her şeyi onlarla beraber olacak şekilde düzenleyebiliyor olmam gerek, dolayısıyla at kendi ekonomisini yaratabilmesi gereken bir birey oluyor.

Arılarımın balı daha adil

Yosun’a vegan olup olmadığını soruyor ve çelişkiye işaret ediyorum. Cevabı ilginç: “Ben yalnızca, bizimle birlikte var olan tüm türlerin ihtiyaç duydukları, türlerine özgü yaşam haklarını savunan bir insanım. Doymak ve sağlıklı beslenmek için hiçbir hayvanın ne etine ne sütüne ihtiyacım yok. Kendi arılarımın balı ve polenini yiyorum. Birlikte yaşarken onların hakkını önceleyip şifa niyetine birazını da kendine ayırdığın hiçbir hayvansal ürünün benim için bir sakıncası yok. Bütün bir yıl için kendimize ayırdığımız bir kavanoz bal, marketten aldığın paketlenmiş vegan üründen çok daha adil bir gıdadır.

Yavruları otlamaya başladıktan sonra keçiden alınmış süt ya da ondan yapılmış yoğurt, marketten alınmış ve türlü zehirlerle yetiştirilmiş sebzelerden çok daha adil bir gıdadır. Ben gıda olarak meyve ve sebzeleri tercih ediyorum. Şehirde yaşayan ve doğanın kendi adil döngüsünden, hayvanla insanın birlikte yaşam dinamiğinden bihaber olan, ezberlenmiş cümlelerle yaşayan veganlarla hiçbir ortak noktam yok. Bu noktaya çok dikkat vermek istiyorum: Temel olan, yaşam hakkıdır. Var olan bir hayvanı, türüne özgü yaşam dinamiklerinden koparmadan onunla birlikte yaşayabilmektir. Onu yok ettiğim zaman hayvanı korumuş olmazsın. Olamazsın.”

Kurtarılmaya ihtiyaçları yok

Yosun’un hayali ailesi ve hayvanlarıyla üretip özgür olabildiği bir yaşam. Zamanla, yolculukları onlarla yapmak, bahçesinin toprağını atlarla birlikte sürmek, birlikte odun taşımak olarak anlatıyor planlarını. Son söz Yosun’un: “‘Onlar bunu tercih ediyorlar mı?’ sorularını duyar gibi oluyorum. Kurtarılmaya ihtiyaçları yok. Yaşam, çalışarak anlamlıdır. Ortak emek vererek… Sonra beraber dinlenerek. Gerçek özgürlüğün bizim için anlamı budur.”

Yosun’un atlarla ilgili deneyimlerini aktardığı sosyal medya hesaplarına Facebook ve YouTube’da “Atlı Bir Hayat” sayfalarından erişebilirsiniz.

Atlı bir hayat. Fotoğraf: Yosun Karaca.

Sömürü değil yoldaşlık

  • Peki ya Adalar’daki fayton atları?

Adalarda bin 700 kadar at vardı faytonla geçimlerini sağlayan. Faytonda atlar eziyet görüyor diye faytonlar yasaklandığında, atların ne olacağını düşünüyoruz? Ben Adalar’ın, dünyanın sayılı ve saygın faytonculuk ve atçılık merkezlerinden biri olabilecekken bir at mezarlığına dönüşmesini trajik buluyorum. Okullarda çocuklar şiddet görüyor diye okullar da yasaklanmalı bu mantıkla. Atların Adalar’da faytona koşulmaları kötü ama başka illerde mesela Çıldır Gölü’nde kızak çekmeleri iyi mi; faytona koşulmaları korkunç ama tıbbi deney hayvanı olarak kullanılmaları mı iyi? Atlar insanlarına da çok bağlıdırlar. 20 yıldır Burgazada’da yaşamış, 14 yaşına kadar fayton çekmiş ve 13 yıldır da emekli olarak yaşayan Nazlı at, İBB onu aldıktan üç gün sonra ölmezdi yoksa. Atlar, insanlarıyla, onurlu bir şekilde çalışabilirler. Bu bir sömürü değil, yoldaşlıktır. Atla insanın yoldaşlığı. At, bağ kurduğu insanla her şeyi yapmaktan keyif alır. Yeter ki onun temel yaşam ihtiyaçlarını göz ardı etmeyelim. Rahat hareket edebileceği alan, bir sürü ile yaşamak, sosyal olmak ve çalışmak. İnsana ne kadar da benziyor.


[*] İnternette yayınlanmadığından bağlantısı verilemedi. Başlık değiştirildi. Fotoğraflar Adaların Atları sitesince eklendi. Ricamızı kırmayarak bize fotoğraf gönderen Yosun Karaca’ya teşekkür ederiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s