Atların ve kadınların iyileşme yoldaşlığı: Toplumsal cinsiyete ve cinsel yönelime dayalı şiddet, atla terapi ve dövmecilik sanatı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüzü, kadınlara iyi gelen, güç veren somut bir çabayı anlatarak kutlamak istedik.

Dil öğrenme uygulaması Duolingo’nun İspanyolca Podcast’inde karşılaştığımız gerçek bir hikâye bu, Barselona’da bir dövme stüdyosunun hikâyesi. Atla terapi uzmanı Noemí García (fotoğrafta en solda), atların otizmli çocuklara ve kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan yetişkinlere nasıl içtenlikle yardımcı olduğunu biliyor. Atın sadece varlığı ile bile insanlara iyi gelişine yıllarca tanıklık etmiş. Noemí, şiddete maruz bırakılan kadınlara ve LGBTİ+’lara destek olmak için sanatın dönüştürücü gücüne de başvuruyor: Bedenlerdeki izleri değiştirmek için dövmecilik sanatından faydalanıyor.

Atla terapi Türkiye’de henüz az tanınan özel bir alan. Adaların atlarının 1179’unu kamu adına satın alan İBB, bu atların bir bölümünün Burgazada, Heybeliada ve Kınalıada’da atla terapi çalışmalarına katılmasını sağlamalı. Hem atlara, hem insanlara iyi geleceğinden eminiz, hele de şiddete maruz bırakılmış kişilere, engelli çocuk ve yetişkinlere, travma görmüş insanlara. Neden olmasın?

Barselona’da bir dövme salonu, şiddete maruz bırakılan kadınların ve LGBTİ+’ların hayatlarında yeni bir sayfa açmalarına destek oluyor.

Duolingo, 11 Şubat 2021

İngilizce ve İspanyolca orijinal yayını şuradan dinleyebilirsiniz: https://podcast.duolingo.com/episode-76-terapia-de-tatuajes-tattoo-therapy

Noemí García, yeni müşterisinin gergin olduğunu hissediyordu. Kadın, Barselona’da Noemí’nin dövme stüdyosuna tam zamanında gelmişti. Gerçek adını söylemiyordu, “Bana Jana (Hana) diyebilirsin,” dedi. Birçok dövmesi vardı. Noemí, Jana’ya nereye dövme yaptırmak istediğini sordu. Jana elini gösterdi, elinde bir dövme zaten vardı, bir erkeğin adı yazılıydı.

“Bana bir şey demesine gerek yoktu,” diyor Noemí, “o dövmenin üstünü kapatmak istediğini anladım. Adamın kim olduğunu sormak istemedim. Jana’nın şiddete maruz bırakılmış bir kadın olduğunu anlıyordum. Beğenebileceğini düşündüğüm bazı dövmeler gösterdim ona. Sanskritçe ‘daire’ yazan model hoşuna gitti.”

Jana, onu elinin üstüne kendi adını yazmaya zorlayan eski partnerinin adı yerine bu kelimeyi yazdırdı. Eski dövmesi, eski partnerinin onu baskı altına alma yollarından biriydi. Jana için daire, kapanışı simgeliyordu.

Noemí: “Jana hayatında yoluna devam etmek istiyordu ama, ona saldıran kişinin izlerini vücudunda taşıyordu. O dövmenin üstüne yenisini yaptırarak, yeni bir döneme adım atmak istiyordu, bu konuda ona yardım edebilen de ben oldum. Terapistim; stüdyomda dövme yaparak pek çok kadının yara izlerini sanatla dönüştürmesine yardım ediyorum.”

Noemí ilk dövmesini 90’lı yıllarda, 17 yaşında yaptırmış. Dövme böylece onun için tutku haline gelmiş. Kısa süre sonra, bir dövme salonunda resepsiyon görevlisi olmuş. O dönemde Barselona’daki dövme sanatçılarının çoğu erkek, dövme “feminen” bulunmuyor. Noemí o sırada henüz feminist değilse de başka pek çok alan gibi dövmecilik dünyasına da erkeklerin ve maço kültürün egemen olduğunu fark ediyor.

Hayvanları çok seven biri olarak bacağına at dövmesi yaptıran Noemí, dövme salonunda çalıştığı dönemde, geleceğine yön verirken hayvanlarla çalışmak istediğini biliyormuş. Hırslı bir biniciymiş, çocukken atla engel atlamayı da öğrenmiş. Engel atlama, atların karmaşık hareketler yapmak üzere terbiye edildiği, sıkı disiplinli bir alan. “Eskiden engel atlama bana çok estetik geliyordu, dans gibiydi,” diyor. “Atın bu hareketleri öğrenirken ve gösteri sırasında ne kadar acı çektiğini hiç düşünmemiştim. Ama ata binmeye gittiğim bir gün, köyde, açık havada, atın yüzüne baktım… Çektiği acı yüzünden okunuyordu. Canı yanıyordu, çünkü onu daha kuvvetli tutabilmek için ağzına yerleştirdikleri demir (gem) çok sıkıydı. Hiç de doğal bir şey değildi bu, yaptığımız şeyin acı verici olduğunu anladım. O andan itibaren, bir daha atla bu şekilde ilişki kurmak istemedim.”

Noemí artık atla engel atlama yapmak istemiyor ama hayvanlarla, özellikle de atlarla birlikte çalışmaya devam etmek istiyor. Ne yapacağını bulmaya çalışırken, “atla terapi” diye bir şey olduğunu öğreniyor.

Atlarla iyileşmek

“Atla terapi, ruh sağlığı alanında sıkıntıları olan veya fiziksel sağlık sorunları, motor becerileriyle ilgili sorunları olan insanlar için bir tür alternatif terapi. Bu terapi türü atla temasa dayanıyor ama atlara hiçbir şekilde zarar vermiyor. İnsan sadece atı okşayıp seviyor, ya da onunla beraber yürüyor. Buradaki fikir kısaca, atı serbest bırakmak, onu hiçbir şeye zorlamamak.”

Böylece atla terapi alanında öğrenim gören Noemí, lisansını alınca dövme stüdyosundaki görevinden ayrılıp terapist olarak çalışmaya başlıyor. İlk işi, Barselona’da bir atla terapi merkezinde otizmli çocuklarla çalışmak oluyor:

“Bazı çocuklarda otizm farklılığı ileri derecedeydi, hiç kimseyle iletişim kuramıyorlardı. Ama atlarla iletişim kurabiliyorlardı! Onlara ata dokunmayı gösteriyordum, verdiğim çeşitli yönergeleri uygulayabiliyorlardı. Her seferinde şaşıyordum, çocuklar atla gerçekten bağ kuruyordu. Sihir gibi bir şey bu! Çocuk atlara gülüyor, at karşısında şaşırıyor. İnsanlarla ilişkilerinde belki hiç yaşamadığı şeyler bunlar. Bazı öğrencilerin hareket sorunları var, onlar da ata binerek, atla birlikte yürüyerek müthiş gelişme kaydediyor.”

Birkaç yıl çocuklarla çalışan Noemí, daha sonra atla terapi programını bağımlılıktan kurtulan yetişkinlerle uyguluyor:

“Alkol ve madde bağımlılık sorunu yaşamış kişilerin genel olarak en büyük sorunu, insanlardan kopmuş olmak. Bu yüzden, atla terapide bu kopuk ilişkiyi önce atla kuruyoruz. Ata bakan, onunla ilgilenen insan kendi hayatına da bakıyor, hayatına da aynı özeni gösteriyor. Bu terapinin gerçekten işe yaradığına ben tanığım. Atların insanlara nasıl yardım ettiğini gördüm.”

Noemí 10 yıl boyunca bu terapi programında çalıştı ve pek çok insanın hikâyelerini dinledi. Onu en çok etkileyen, maruz bırakıldıkları şiddet yüzünden madde bağımlısı olan kadınların hikâyeleri oldu. Pek çok kadın, şiddetin izlerini bedenlerinde taşıyor. Geçmişin kötü ilişkilerinden kalan dövmeler, yara izleri… Noemí, bu izleri dönüştürmenin kadınlara iyi geleceğini düşünerek, bedeninde böyle izler taşıyan kadınlara ve LGBTİ+’lara ücretsiz hizmet verecek bir dövme stüdyosu açmaya karar veriyor.

Sanatın dönüştürücü gücü

“Kurulacak olan dövme stüdyosu için dövme sanatçısı kadınlar arıyorum,” ilanıyla yeni bir yola çıkan Noemí, 7 Nisan 2017’de Barselona’nın sadece kadınlar ve LGBTİ+’ların çalıştığı ilk dövme stüdyosunu, Desideratum’u açtı. “Dövmecilerin çoğu erkektir. Ben kadınlar için güvenli ve rahat bir alan oluşturmak istiyordum, ama aklımda bir şey daha vardı. Stüdyomuzda dövme yapmanın yanı sıra, maçoların şiddetine maruz kalan kadınlara ücretsiz olarak destek olacaktık. Amacımız acının izlerini silmek. Dövmeler sayesinde kadınların yaralarının iyileşmesine destek vermek istiyoruz.”

Stüdyonun açılışından birkaç ay sonra bir gün, bir kadın sığınma evinden telefon geldi. Noemí ile görüşmek isteyen bir kadın vardı, ama her şeyin çok gizli tutulması şarttı: “Kadın, ona eşlik eden biriyle birlikte geldi. Onlarla yalnız olabilmek için o günkü randevuların hepsini iptal edip dükkânı kapatmıştım. Kadın çok gergindi, ağlıyor, konuşmak istemiyordu. Sadece kolundaki dövmeyi gösteriyor ve ‘Bunu istemiyorum!’ diyordu. ‘İstemiyorum! Çıkar bunu benden!’

Kolunda bir adamın adı yazılıydı. Noemí önce kadının rahatlaması için ona çay ikram etti. Bir saat kadar sonra kadın neden bu kadar tedirgin olduğunu söyledi ona. Hayatı tehlikedeydi. Eski eşi peşindeydi, kadının o gece Barselona’dan ayrılması şarttı. Adam onu öldürmekle tehdit ediyordu. Ama kadın, şehri terk etmeden önce eski eşinin adını bedeninden silmekte kararlıydı. Noemí onun bu imkânı bulmasını, kolundaki ismi bambaşka bir şeye dönüştürebilmesini sağladı. “Çalışma bitince birbirimize sarıldık. O gece Barselona’yı terk edecekti ve artık bedeninde eski eşinin adını taşımıyordu. Bu kadın beni çok etkiledi.”

Birkaç gün sonra başka bir kadın geldi. Kolunda sanki pençe vurulmuş gibi yara izleri vardı. Sevgilisi “öfkelenip” ona küllük fırlatmıştı. Noemí ve arkadaşları, o korkunç izlerin üstüne çiçekler çizdiler. Bir başka kadın, eski eşi tarafından bıçaklanmış, karnındaki yara izlerini gizleyecek bir dövme istiyordu. Noemí izlerin üstüne kuş tüyleri çizdi. Desideratum Dövme Salonu’na sezaryen izlerini ve cinsiyet geçiş ameliyatı izlerini kapatmak isteyen kadınlar da geliyor. “Bu insanlarla birlikte ben de iki büyük tutkumu, dövmecilik ile terapiyi bir araya getirebilmiş oldum. Dövme, şiddetin dehşetini sanatın güzelliği ile dönüştürdüğümüz toplumsal bir yol oldu,” diyor Noemí.

“Senin bedenin, senin kararın” sloganıyla yola çıkan bir dövme salonu, Noemí’nin düşündüğünden de çok insana ulaştı. 2017’de Desideratum açıldığından beri, şiddet yaşamış 40’tan fazla kişi Noemí García’ya başvurdu. Bugün Barselona’nın El Born mahallesinde önemli bir mekân olan Desideratum’da altı dövme sanatçısı çalışıyor. Stüdyoda sergiler ve başka sanat etkinlikleri de düzenleniyor.

Bu hikâye, Buenos Aires, Arjantin’de yaşayan gazeteci-yazar Tali Goldman’ın hazırladığı, Duolingo ve Adonde Media’nın ürettiği İngilizce-İspanyolca yayından kısaltılarak oluşturulmuştur. Yapımcı: Martina Castro. Türkçe çeviri: Zeynep Alpar.

İspanyolca İngilizce Orijinal Yayında,

Yaşayan ve anlatan: Noemí García

Metin editörü: Stephanie Joyce

Şef editör: David Alandete

Mix: Andrés Fechtenholtz

Ses tasarımı ve mühendisliği: Antonio Romero

Hazırlayan: Tali Goldman

Hazırlık asistanı: Caro Rolando

Yapım sorumlusu: Román Frontini

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s