Lale Mansur: Atlar ada hayatının çok değerli parçasıdır

Burgazadalı Lale Mansur’un 6 Şubat 2021’de Gazete Davul’da yayınlanan söyleşisi:

Lale Mansur: Demokraside emekleyen Türkiye, yürüyemez hale geldi

Bağımsız düşünce, demir parmaklıklar arkasında ve halkın haber alma özgürlüğü gasp edilmiş durumda

Deniz ZENGİN

Bir nesil Lale Mansur filmleriyle büyüdük. Türkiye şartlarında koruması çok zor olsa da ‘nezaket’,  Lale Mansur’la adeta bütünleşmiş bir kavram. Uzun yıllar İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde prima balerina olarak sahne aldı. Mansur’un dans yönü ön plana çıkmasa bile oyunculuk tarafını hepimiz tanıyoruz. Ömer Kavur, Atıf Yılmaz, Şerif Gören gibi yönetmenler ile çalıştı ve bugüne kadar sayısız ödüller aldı.

Sanatsal uğraşısı gibi politik duruşu ile de Mansur, adından söz ettiriyor. Siyasete ve umudunu diri tutmaya çalışan demokrasi güçlerine dair söylemek istediklerini Gazete Davul’a anlattı.

Keyifli okumalar..

Gazete Davul: Lale Mansur şimdilerde kendini nasıl tanımlıyor?

Bugünlerde diğer oyuncu arkadaşlarım gibi işimi yapmayı çok özledim. Tiyatroyu ve sinemayı çok özledim. Zamanımı nitelikli kullanmaya gayret gösteriyorum. Bu aralar italyanca ilgimi çekiyor, öğrenmeye çalışıyorum. Ev planım kitapların dünyasına girerek ufkumu açabilirdi. Epey bir okuma listem vardı, biriktirmiştim. Okumaları çoğalttım. Kenarda bekleyen okunacak kitaplarımı azalttım. Sosyal mesafeye dikkat etmediğim tek yer kitaplar. Çok dikkat ediyorum bu pandemi den dolayı.

Gazete Davul: Hak ihlallerinde sesini yükselten, destek veren nadir sanatçılardan birisiniz. Demirtaş, Kavala ve Altan haksız tutuklulukla hala cezaevinde. Diğer sanatçıların duyarsızlığına hangi açıdan bakmalıyız?

Hak ihlalleri ile Cumhuriyetin tüm kazanımları yok ediliyor. Sanat ve kültür adım adım çağdışı bir niteliğe bürünüyor. Bağımsız düşünce, demir parmaklıklar arkasında ve halkın haber alma özgürlüğü gasp edilmiş durumda. Kavala ve Altan. Benim için gönül yarası oldular. Her ikisi de arkadaşım. Çaresizlik hissi ile çok üzülüyorum. Türkiye hiçbir dönemde bu kadar kötü durumda olmadı. Açıkçası askeri darbelerden sonra bile bazı şeyleri yapamadılar. Halktan çekindiler. Ama şu anda çok fütursuzca hareket ediliyor. Diğer sanatçıların tutumuna gelince; çok zor bir dönemden geçiyoruz. Ses çıkarmayanların niye ses çıkarmadığını anlamakta o kadar zor değil. Aslına bakarsanız sanatçılar olarak ülkenin geleceğinden hepimiz kaygılıyız. Muhalefet içerikli ufacık bir şey söylediğinizde kendinizi hapiste bulabiliyorsunuz kolaylıkla. Cumhuriyetin hiçbir döneminde demokrasiye, sanatçılara yönelik bu denli baskı görülmedi. Doğrusu böylesi bir konjonktürde arkadaşlarımı kınamıyorum. Fakat hiç değilse Ahmet’in, Osman’ın davalarına gelerek onlara destek olduklarını gösterebilirler. Hiç değilse bunu beklerim onlardan.

Osman ve Ahmet çok yakın iki arkadaşım, ikisi içinde çok üzülüyorum. Onlar tutuklu değil. Bence onlar rehin alınmış durumdalar. Ahmet dört buçuk yıldır sübliminal mesaj verme gerekçesiyle cezaevinde. Bu tutukluluk halinden daha absürt bir sebep düşünemiyorum. Osman’ın tutukluluğunda üç yıl geçti. Neden? Güya gezi olaylarını organize etmiş. Toplumsal bir hareketin bir kişi tarafından organize edilemeyeceğini dünya alem biliyor ve beraat etti. Yani Türk mahkemeleri Osman’ı beraat ettirdi ve tekrar tutukladılar. Bu sefer casusluktan.. Nasıl casusluk yapacak Osman? Dayanağı olmayan, trajikomik iddialar bunlar. Ayrıca Osman hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin derhal bırakılması gerektiğinde bildiren bir kararı var. Cezalarını onayan hukukçular diyorlar ki: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’yi bağlamaz. Hukukçu değilim. Ben bile biliyorum ki bağlar.

Selahattin Demirtaş’ın durumu da aynı. Onun için de AİHM kararı var. Derhal bırakılması gerektiğini ve bunun politik bir siyasi bir karar olduğunu belirten karar var. Yine bırakmıyorlar. Özetle; hakların alınamadığı, keyfiliğin hüküm sürdüğü karanlık bir dönemden geçiyoruz. Yıllar öncesindeki darbe dönemlerinden sonra bile bu kadarına cesaret edememişlerdi. Bu kadar keyfiliğe, bu kadar başı boşluğa cesaret edilmemişti. Ama maalesef şu anda böyle bir durumdayız. Ve ancak bütün demokratik güçler bir araya gelirse Türkiye’nin önünde bir ışık doğabilir. Umudumu kaybetmiş değilim ama gerçekten bir yara bu içimde. Türkiye de bugün buradan rüzgar eser, yarın öbür taraftan rüzgar eser nereye döneceği belli olmuyor.

Demokraside emekleyen Türkiye, yürüyemez hale geldi. Ancak bütün demokratik güçler bir araya gelirse değişim olabilir. Ülkemizde oldukça zor görünse de hala umudumu kaybetmiş değilim.

Gazete Davul: Adalar ve atlar.. Kanayan yaramız. Ciddi uğraşlar verdiniz. Yol alabildiniz mi? Bu sürece dair yaşadıklarınızı anlatabilir misiniz?

Uzun zamandır uğraşıyorum. Bu bana göre sadece atların korunması değil, doğanın da korunması anlamına geliyor.

Adalar halkı faytonları kültürünün ve tarihsel geçmişinin bir parçası olarak tanımasına, saygı duymasına, sevmesine ve diğer ada hayvanlarıyla olduğu gibi atlarla da bir ilişki fırsatı olarak görmesine rağmen, esas olarak fayton kullanımından zorunlu durumlar hariç uzaktır. Adalar’daki yaygın ve geleneksel ulaşım şekli yürümektir. Adalardaki tüm yollar gerek Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararları uyarınca, gerekse de fiziksel şartları itibarıyla yürüme yoludur, kaldırımsızdır. Adalarda fayton tamamıyla yasaklandı. At, sadece ‘fayton’ demek değil. Atlara iyi bakmak bizim onlara karşı sorumluluğumuz. Varlıklarıyla, insana ve çevreye iyi geliyorlar. 39 senelik Burgaz adalıyım. Çok kötü bir dönem geçirdik. Atlar adadaki ekosistemin, ada hayatının çok değerli bir parçası ve bunun için fayton çekmeleri gerekmiyor.

Fayton karşıtı kampanyalar, faytondan sonra atlara ne olacağını sormadı, atlara kötü muamele edenlere ceza kesilmesini talep etmedi. Verilen izlenimin aksine, “faytonu kaldırmak” atları kurtarmadı. Atlarla ilgili denetim görevlerini yerine getirmeyenler hesap vermediler. Hayvanseverlerin tepkisi özellikle yanlış yönlendirildi. Fayton bitince atların iyi olacağı algısı yaratıldı, böylece insanların atların akıbetini takip etmemesi sağlandı.

Burgazda ve Heybeliada’da atlarda görülen Ruam hastalığı tespit edilmemişti. Buna rağmen atları kapatıp Büyükada’ya götürdüler. Atların kepçelerle gömülmesinin hepimiz tanığıyız. Ayakları şişen, bacaklarından irin akan atlar gördük. Aralık 2019’dan beri yüzlerce at, hareket edecek yerleri olmadığı için, iyi bakılmadıkları için öldü. Tedavi edilmeleri için elimizden geleni yaptık, İBB’nin Adalar’da yıllardır bir at veterineri bile yok. İBB’nin İSPARK Ahırı’na 2020’de gönderdiği veterinerler kedi-köpek veterineri. Her mecrada anlatmaya çalıştık. İBB, Adalar Kaymakamlığı ve İlçe Tarım Müdürlüğü yetkilileriyle defalarca görüştük. Ve sonuçta geldiğimiz noktada yüzlerce at öldü, bir kısmına sahiplendiler ve belediye bedava olarak dağıttı. Maalesef hala uzmanlığı at üzerine olan bir veteriner Büyükada’ya gelebilmiş değil.

Atçılar ve at veteriner hekimleri, kısacık iplerle bağlı tutulup hareketsiz bırakılmanın atlar için ölümcül olduğunu en baştan beri söylüyorlar. Kamuoyunu yanıltmak bu kadar kolay olmamalı. Atlar bu kadar kolay harcanmamalı. İnsanların hayvanseverliği böyle istismar edilmemeli. Birkaç proje oluşturduk arkadaşlarla bunları da ilettik bir belediyeye.

‘Atla terapi’ bir yöntem. Türkiye’de çok yaygın olmasa da, adalarda bilenler var. Atla terapi, travma geçirmiş insanlara, engellilere, hayatının zor dönemlerinde karar aşamasındaki kişilere iyi geliyor. Atlarla vakit geçirmek çocukların pedagojik gelişimine iyi geliyor. Evet sadece birlikte vakit geçirmek. Hayvan sevgisinin iyileştirici gücü var.

Gazete Davul: Pandemi sebebiyle Türkiye’de tiyatro emekçileri sahnelerini açamadılar. Zor bir dönem geçirdiler. Çesitli meslek dallarında pandeminin yanı sıra işsizliğin tetiklediği intihar vakaları yaşandı. Bu sancılı süreçte ne yazık ki Devlet tarafından desteklenmediler..

Türkiye de zaten en ufak bir ekonomik zorlukta ilk kesilen şey sanatla ilgili yardımlar ve destekler oluyor. Devlet zaten çok uzun süredir göstermelik yardımlar yapıyordu. Hele hele bu dönemde sanatçılara hiç bir yardım yapılmadı. Halbuki Avrupa’nın birçok ülkesinde müzisyenlere ve sanatçılara çok ciddi yardımlar yapılıyor. Bizde ise ancak IBAN numarası vermekle yetindiler yine parayı halk çıkaracak. Onlar artık nereye dağıtılacak? Meçhul, bilemiyoruz. Herkes birbirine yardım etmeye çalışıyor. Birbirimizi kötü günlere inat kollamaya çalışıyoruz. Kendi aramızda şiir okuyarak bir tıkla para yatırma projeleri yürütüyoruz.

Gazete Davul: Biraz da projelerinizden bahsedelim mi?

Çok hoşuma giden bir oyun var iki kişilik. Şu aralar bu oyunun hazırlığı içerisindeyiz. Pandemi bittiği zaman ümit ederim ki oyunla sahnede olacağım. Onun dışında şu anda çekmesi imkansız olduğu için bekleyen bir iki film projesi var.

Kaynak: Gazete Davul, 6 Şubat 2021

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s