Adalar’a motorlu araç getirilmesine dair mahkeme kararı: Fiili durum yasal değil (Avukat Orhan Aker’in yazısı)

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Adalar’a elektrikli araç getirme kararına karşı dava açan Avukat Orhan Aker, mahkeme sonucunu anlatıyor. Mahkeme, İBB’nin motorlu araçların yasak olduğu Adalar’a elektrikli araç getirme uygulamasının, İBB tarafından doğru bir onay sürecinden geçmediğine, dolayısıyla İBB’ye karşı açılan davanın “esastan” reddedilemeyeceğine işaret etmiş ve İBB’nin ortaya çıkardığı fiili durumun yasaya uygun olmadığını bildirmiş. Avukat Aker ayrıca, İstanbul Valiliği’nin atların karantina altında hapsedilmesi kararını da yargıya taşımıştı. Yazıda ruam karantinasının haksız bulunduğu mahkeme kararı ve bunun yorumu da yer alıyor.

Büyükada’da İBB’nin elektrikli otobüsleri.

UKOME nin hangi adaya kaç adet elektrikli araç getirileceğine ilişkin 06.02.2020 tarihli 2020/1-5 sayılı kararına 2020 şubatta davamızı açmıştık. 13. İdare mahkemesi davayı esastan reddetmişti, biz de kararı istinaf ettik ve dosya İstanbul Bölge İdare mahkemesine gitti.

İstinaf Mahkemesinin kararını alıntılarsak

İSTANBUL
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ ALTINCI İDARE DAVA DAİRESİ

ESAS NO: 2021/1209

KARAR NO: 2022/25

Karar tarihi : 04.01.2022

UKOME kararı, büyükşehir belediye başkanının onayı ile yürürlüğe girer” hükmüne yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul İli, Adalar İlçesindeki bütün yolların yaya yolu olarak ilan edilmesi ve fosil yakıtlı taşıtlardan arındırılması ile bu hususa yönelik uygulamanın ne şekilde yapılacağına ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezinin 06.02.2020 tarih ve 2020/1-5 sayılı kararının dava konusu edildiği, Dairemizce yapılan 03/10/2021 Tarihli E:2021/1209 sayılı ara kararı üzerine gönderilen bilgi ve belgelere göre söz konusu kararın belediye başkanınca onaylanmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, dava konusu işlemin belediye başkanı tarafından onaylanmamış olması nedeniyle yürürlüğe girmediği dolayısıyla mevcut hali ile kesin ve yürütülmesi gerekli idari işlem niteliğini kazanmadığı sonucuna varıldığından davanın 2577 sayılı yasanın 15/1-b maddesi uyarınca usul yönünden reddi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddi yönünde verilen kararda sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir.

Öte yandan; idarece; onay işlemi tamamlanmayan dava konusu kararı uygulamaya koyması sonucu dava açılmasına sebebiyet verildiği anlaşıldığından, yargılama gideri ve vekalet ücretinin idareye yükletilmesinin hakkaniyete uygun düşeceği bu nedenle de istinafa konu kararın yargılama giderlerine ilişkin kısmının kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Şimdi kararı yorumlayayım

İstinaf mahkemesi diyor ki, dava edilen UKOME’ye ait idari işlem, yürürlüğe girmemiş, yani henüz idari bir karar vasfını kazanmamış. Dolayısıyla ortada bir idari işlem yokken dava edilecek bir karar olmaması sebebiyle davanın esasına girmeden davayı usulden reddetmeliydin.

Şöyle Devam ediyor istinaf mahkemesi,  hasbelkader sonuç olarak davayı reddetmen doğru ama sen esasa girerek davacıyı esastan haksız bulmuşsun halbuki esasa giremezsin, zira dava edilen idari işlem yasal olarak oluşturulmamış eksik kalmış bu yüzden ortada bir idari işlem olmadığı için usulden davayı reddetmen gerekirdi diyor.

Yani davayı reddetmesi bizim açtığımız davanın esasının yani içeriğinin haksız olmasından kaynaklanmıyor.

Devam ediyor, Ama idare yani İBB, yürürlüğe girmemiş, yani karar vasfı kazanmamış bir idari işleme dayanarak uygulamalar yaptığı için davacı dava açmak zorunda kalmıştır. Bu sebeple davayı usulden reddederken, yasaya aykırı olan kararı yürürlüğe koyarak kanuna aykırı davranan İBB’ye yargılama giderlerini yükletmen gerekirdi diyor.

Yani, adalarda elektrikli araçlar olur olmaz tartışmasına giremem ,diyor bu dava özelinde,

Davaya konu edilen idari işlem aslında bir idari işlem değil, yasal olarak yapılması gerekenler yapılmadan İBB kendi başına karar vasfı taşımayan bir metni uygulamaya sokmuş.

Davanın reddedilmesi detayına takılmayın, gerekçesi önemli, dava edilen karar bir karar vasfını alamadığı için reddetmeliydin diyor. Bu durumun tercümesi, karar vasfını taşımayan bir metin ile İBB‘nin Adalar’a elektrikli araçları sokmasıdır.

Burada maksat, elektrikli araçlar gider gitmez doğru yanlış meselesi değil. Buradaki esas mesele, İBB’nin yasalara aykırı şekilde, şekli olarak mevzuat hükümlerinin gerektirdiği kriterleri yerine getirmeden, bir takım uygulamalar yapması. Türkiye bir hukuk devleti, en azından Anayasa böyle diyor. Hukuk devleti demek, hukuka, düzenlemelere uyarak idari işlem tesis etmen gerekir demek. Bu kadar basit.

Bunun adı yasaya aykırı işlemi uygulamaktır. Adalara sokulan elektrikli araçların yasal dayanağı yok demektir. Olmayan bir idari işlemle adalardaki toplu ulaşımın şekli değiştirilmiştir.

UKOMEnin Adalara toplu ulaşım için getirdiği elektrikli araçlarla ilgili UKOME ‘nin dayandığı idari işlem yani UKOME kararı hukuken yok hükmünde.

Çünkü UKOME kararının hukuk önünde bir idari işlem sayılabilmesi için İBB başkanının UKOME’nin aldığı kararı imzalaması gerekiyor. Ancak UKOME kararında İBB başkanının imzası olmadığından, Adalar’a getirilen elektrikli araçların idari bir işlem dayanağı yok.

Ne var yani bir imza eksik demeyin, o imza günün birinde sizi de bulur merak etmeyin.

Sonuç olarak İBB, UKOME’nin karar vasfı taşımayan, idari işlem olabilmesi için şeklen yerine getirilmesi gereken koşullar yerine getirilmeden yürürlüğe koymuş olduğu uygulama ile hukuka aykırı fiili  bir durum yaratıyor.

Bu yüzden istinaf diyor ki, dava konusu idari işlem hukuki düzlemde yok ki ben o konuda bir karar vereyim, hukuken varolmayan bir karar için dava açılmış, bu davayı usulden reddetmen lazım diyor

Dava redddildi ya, bu durumu istinaf elektrikli araçları haklı buldu gibi yorumlayanlar gördüm, çok vahim ve talihsiz bir yorum. Cahilce bir yorum .

İstinaf bilakis diyor ki idareye, , elinde idari işlemi tesis eden hukuken, şeklen doğru bir şekilde alınmış idari bir karar yok.  Uygulama yapamazsın diyor.

Davanın reddine kimse takılmasın, davanın reddi, bizim açmış olduğumuz davaya konu idari işlem, idare hukuku uyarınca dava açılamaz vasıfta olduğu için istinaf mahkemesi davayı usulden reddediyorum diyor.

Bu kararın önemi şu, İBB kendi mevzuatıma aykırı şekilde, hukuken varolmayan, şekli anlamda varolmayan bir karar ile Adalarda uygulamalar  yapmış ve yapmakta. Tek amaç bir an evvel şu fayton işini bitirelim.

Bu kararın bir de  evveliyatı var. UKOME’nin sözde idari işleminde ilgide tutulan İstanbul Valiliği’nin adalardaki atları karantinaya alması sebebiyle, toplu ulaşımın İBB’ye verildiği belirtilmiş.

Otobüsün ilk kez sefere çıktığı ve bedava olduğu dönemde otobüsle ada gezmek için sıra bekleyen turistler. Büyükada, Temmuz 2020
(Fotoğraf Deniz Emin Tüfekçi sosyal medya paylaşımından alınmıştır.)

Ancak, İstanbul Valiliği’nin bu kararına da dava açtık, davada çıkan kararın bizi ilgilendiren kısmını alıntalamak isterim. :

İstanbul 4.İdare Mahkemesi

2020/ 343 E

2021/415 K

Karar tarihi 23.03.2021

Dava dosyası içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin tetkikinde; Ruam hastalığının Adalar ilçesinde ilk olarak hangi tarihte çıktığı hususu kesin olmamakla birlikte dava dosyası içerisinde bulunan belgelerde söz konusu hastalığa ilişkin ilk bulguların 2017 yılında yapılan Ruam tarama testleri sonucunda ortaya çıktığı, bu kapsamda Adalar İlçesi Hayvan Sağlığı Zabıtası Komisyonu’nun 08/11/2017 tarihli ve 2017/5 sayılı kararıyla; Adalar genelinde 18 atta Ruam hastalığı çıkması sebebiyle söz konusu hastalığın önlenmesi amacıyla 21 gün süreyle karantina uygulanmasına, tek tırnaklı hayvanların giriş ve çıkışlarının hastalık menfi tespit edilene kadar yasaklanmasına ve dezenfeksiyona ilişkin tedbirlerin uygulanmasına, yönelik olarak kararların alındığı, akabinde Adalar Kaymakamlığı başkanlığında toplanan Ruam Hastalığı Toplantısında alınan 19/12/2017 tarihli ve 2017/6 sayılı karar ile Hayvan Sağlığı Zabıta Komisyonu’nun anılan kararı uyarınca; atların faytona koşulmasının bir ay süreyle yasaklanmasına, dezenfeksiyona ilişkin önlemler alınmasına, turistik gezi amacıyla bazı faytonların ayrılmasına, motorsuz alternatif ulaşım aracına geçilmesine, yönelik karar verildiği, devamında 05/04/2018 tarihinde toplanan Komisyon tarafından hastalığın kontrol ve iyileştirme çalışmalarının sağlıklı bir şekilde yapılması için geniş kapsamlı bir hastalık taraması çalışmasına yönelik olarak 31 maddeden oluşan kararların alındığı, bu sırada tek tırnaklı hayvanların adalara giriş ve çıkışının yasaklandığı, 01/10/2018 tarihli ve 2018/6 sayılı Komisyon kararıyla da tedbirlerin devamına karar verildiği, daha sonra 2019 yılı İlkbahar Ruam taraması çalışmalarına başlandığı, bu kapsamda filyasyon ekiplerince atlara tahlil yaptırıldığı ve dosya içerisinde bulunan filyasyon ve araştırma takip formlarından Mart 2019 döneminde de bazı atlarda Ruam hastalığının görüldüğü anlaşılmakta olup, buna ilişkin komisyon tarafından alınan bir karara ise dava dosyası içerisinde rastlanmamıştır.

Dava konusu işlemin i. numaralı maddesinde; “Adalar ilçesinde Ruam Hastalığı sebebiyle atlara yönelik yapılan testler sonuçlanıncaya kadar; insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından atların faytonlara koşulmasının 3 (üç) ay süre ile durdurulmasına”, yönelik karara ilişkin olarak; Ruam taraması yapılan atların 81’inde test sonucunun pozitif çıktığı, bu 81 atın tamamının Büyükada’da bulunduğu ve Burgazada ve Heybeliada’da hastalığa rastlanmadığı bilinmektedir. Dolayısıyla sadece Ruam hastalığının tespit edildiği Büyükada’da tedbirler uygulanabilecekken, diğer Adalarda bu tedbirlerin uygulanmasına imkan bulunmadığından, tüm Adalarda yasaklama getiren hükümde bu yönüyle hukuka uyarlık bulanmamıştır

Bununla birlikte, atların faytona koşulmasının yukarıda anılan Yönetmeliklerde düzenlenmediği, söz konusu kararın ancak karantina tedbirleri kapsamında alınabileceği dikkate alındığında; anılan kararın Yönetmeliğin 7. Maddesindeki Ruam hastalığında uygulanan karantina tedbirlerinin hastalık teyit edilen işletmeyle sınırlı olduğu hükmüne aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte, atların faytona koşulmasının yukarıda anılan Yönetmeliklerde düzenlenmediği, söz konusu kararın ancak karantina tedbirleri kapsamında alınabileceği dikkate alındığında; anılan kararın Yönetmeliğin 7. Maddesindeki Ruam hastalığında uygulanan karantina tedbirlerinin hastalık teyit edilen işletmeyle sınırlı olduğu hükmüne aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

Buna göre; ancak Ruam hastalığı tespit edilen atlar ve bu atların yer aldığı işletmeler yönünden uygulanmasına imkan bulunan tedbirlerin Adalar ilçesinde yer alan tüm at ve işletmelere uygulanması nedeniyle bu yönüyle de i.(1) numaralı maddede hukuka uyarlık bulunmadığı görülmektedir.

Ote yandan; hastalığın tespiti halinde hasta atların bulunduğu yerdeki atlara ilk test yapıldıktan sonra testi pozitif çıkan atların itlaf edileceği, 20 gün sonra testin tekrarlanacağı bu testte pozitif çıkanların da itlaf edileceği ve 20 gün sonra üçüncü kez test yapılacağı, test sonucu menfi olanların hastalıksız kabul edilerek karantinanın dezenfeksiyon yapılarak kaldırılacağına yönelik Yönetmelik hükümleri karşısında dava konusu işlemde atların faytona koşulmasının test sonuçlarının menfi çıkışına kadar yasaklanması gerekirken ayrıca 2017 yılında atların faytona koşulmasının 1 ay süreyle yasaklanmasına rağmen dava konusu işlemde bu sürenin gerekçesi belirtilmeksizin 3 ay olarak uygulanması da yine sebep unsuru yönünden hukuka aykırılık oluşturmaktadır.

Dava konusu işlemin xi. maddesinde belirtilen atların faytonlara koşulmasının 3 ay süre ile durdurulmasına istinaden toplu taşıma hizmetlerinin aksamaması için İstanbul Büyükşehir Belediyesince gerekli tedbirlerin alınmasına ilişkin kısmı ise; yukarıda beyan edildiği üzere davalı idarece Adalardaki atlı faytonların tümünün belirlenen süre kadar yasaklanmasının hukuka aykırılığının ortaya konulması ve bu sonuca göre ancak aksayan ulaşım ile ilgili kısımlar yönünden tedbir alınmasının mümkün olmasına rağmen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yetkisini aşacak şekilde verilen genel izin mahiyetinde olduğundan xi.(11.) maddede belirtilen işlem yönünden de hukuka uyarlık bulunmamıştır.

Bu kararı da yorumlarsak :

  • Büyükada dışında ruam teşhisi yokken Büyükada dışındaki adalardaki faytonları yasaklaman hukuka aykırı,
  • Büyükada’da sadece ruam teşhisi olan atların bulunduğu işletmelerle  karantinayı sınırlı tutumalıydın, Büyükada genelinde faytonların tamamen yasaklayamazsın,
  • 3 ay süre ile atların faytonlara koşulmasının da yasal dayanağı yok, neye istinaden 3 ay, bu da idare tarafından sınıfta kalınmış bir husus.

Son olarak can alıcı noktada, İBB başkanlığına yetkisini aşacak şekilde genel izin mahiyetinde ulaşım ile ilgili tedbir aldırtamazsın diyorYani İBB kısmen tedbir alabilir genel tedbir alamaz diyor.

Netice itibariyle, İBB ve İstanbul Valiliği hukuka ve yasalara aykırı bir şekilde Adalar’dan tek yasal ulaşım aracı olan faytonları kaldırdılar. Mahkeme kararlarıyla da bu durum sabit. Daha önce de demiştim, adalardan meçhule sürülen ve Adalar’da ölmelerine göz yumulan atların ahı hepimizin üzerinde olacak.

Saygılarımla,

Av. Abdullah Orhan AKER 16.02.2022 Büyükada

Adaların Atları Platformu olarak, atların motorlu araç getirmek uğruna Ada’dan sürüldüğünü çok defa söyledik.
Fotoğraf: Yosun Karaca, Ağustos 2020.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s